7 Aralık 2018 Cuma

Irkçılık Konusunu Etkileyici Bir Şekilde Anlatan 5 Film

Geçmişin Gölgesinde




1.Geçmişin Gölgesinde ( American History X )


Film, 1990'lı yılların ortasında, Venice beach yaşayan Derek Vinyard'ın hikâyesini anlatmaktadır. Çok zeki bir öğrenci olan Derek, babası zenci bir uyuşturucu satıcısı tarafından öldürüldükten sonra, neonazi olma yolunda büyük adımlar atmıştır. Babası Derek'te, zenciler hakkındaki düşüncelerinden dolayı etkiler bırakmıştır.

Derek bir süre sonra Venice Beach Neo-Nazi çetesinin liderinin sağ-kolu olmuştur. "The Disciples of Christ" yani İsa'nın Hizmetkarları, aynı bölgelerde yaşayan azınlıklardan ve beyaz olmayanlarda karşı koruma sağlamak amacıyla, genç beyazlara yardım eli uzatmıştır. Çetenin lideri Cameron Alexander, bir Nazi sempatizanıdır.

Bir gece 3 zenci, Vinyard'ların evinde durur ve Derek'in arabasını çalmaya çalışır. Bunu öğrenen Derek, bir tanesini silahıyla öldürür, diğerini yaralar ve diğerinin kaçmasına engel olamaz. Yaraladığı zenciye, ağzını kaldırıma dayamasını emreder. Ayağıyla zencinin kafasına vurarak onu da öldürür.

Bir süre sonra beyaz polisler gelir ve Derek'i tutuklarlar. Bu sırada küçük kardeşi Danny olayın şokunu üstünden atamaz. 2 zencinin ölümüne sebep olması nedeniyle 3 yıl hapise mahkûm edilir. Bu zaman içerisinde, kardeşide onun gibi olmaya başlar. Derek hapse düşer ve hapiste bazı gerçeklerle karşılaşır. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve kardeşi Danny'in kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında bir film.

Film kısa sürede sinema tarihinin efsaneleri arasına girmiştir. Edward Norton'ın dudak ısırtan performansı Oscar Ödülüne aday gösterilmiş fakat ödülü alamamıştır.Eleştirmenler filmde bazı acımasız sahnelerin olmasını gereksiz bulmuşlar. İmdb'nin en iyi 250 film listesi içinde 31. sıradadır.Irkçılık karşıtı filmler denince akla ilk gelen filmlerden biridir ve bu şekilde sonlanır.

2.Hayat Güzeldir (La vita é bella )


Hayat Güzeldir


Filmin ilk yarısı romantik ve slapstick türde olup, II. Dünya Savaşından birkaç yıl öncesinde geçmektedir. Guido Orefice (Roberto Benigni), Arezzo'dan gelen genç bir İtalyan Yahudisidir, amcasının çalıştığı otelde garson olarak işe başlayıp kitap evi açmayı planlamaktadır. Guido neşeli ve karizmatiktir, yerel bir okulda öğretmen olan Dora (gerçek hayatta eşi olan Nicoletta Braschi) adında birine aşık olmuştur.

Dora zengin, aristokratik ve Yahudi olmayan bir ailenden gelmektedir. Dora'nın annesi kendisini hali vakti yerinde memurla evlendirmek istemektedir fakat Dora nişan töreninde kibirli ve zengin nişanlısını terk edip Guido ile atın üzerinde kaçmıştır. Birkaç yıl geçer Guido ve Dora evlenir ve Giosuè (Giorgio Cantarini) adında bir de çocukları olur. Dora ve annesi (Marisa Paredes) arası bu evlilikten dolayı açılmıştır. Geçen zaman içinde Giosue'nin dördüncü doğum gününde tekrar birleşirler.

Filmin ikinci yarısında ise, II. Dünya Savaşı başlamıştır. Guido, Eliseo Amca ve Giosue zorla trene bindirilip Giosue'nin doğum gününde toplama kampına götürülür. Yahudi olmamasına rağmen Dora ailesiyle birlikte aynı trene binmek ister ve farklı vagonlarda toplama kampına götürülürler. Kampta, Guido oğlunu Alman askerlerinden saklar ve ona gizlice yemekler verir. Oğluna kampta olup bitenleri oyun olduğunu eğer oyunu kazanırlarsa ödül olarak doğum gününde almasını istediği tankı vereceklerini söyler. Oyunun şartlarını, almanca bilmemesine rağmen Alman Nazi subayının kamptaki talimatları söylemek için "Almanca bilen var mı?" sorusuna "Almanca biliyorum" diyerek Alman subayının söylediklerini oğluna İtalyanca olarak çevirir ancak kamptaki talimatları değil kendi uydurduğu oğluna söylemek istediği şeyleri anlatır.

Savaş bitip Amerikan askerleri kampı ele geçirince Giosue babasına söz verdiği gibi saklandığı dolaptan çıkar. Tank ile kampa gelen Amerikan askeri Giosue'yi kurtarır. Dora hayattadır fakat babası bir Alman askeri tarafından vurularak öldürülmüştür. Giosue 4,5 yaşında iken kurtulur film biterken yaşlı Giosue sesinde konuşup, film için Ailesi için çok fedakarlık yapan bir babanın hikâyesidir. der.

3.Unutulmaz Titanlar ( Remember the Titans )

Unutulmaz Titanlar

Olay, 1971 yılında Virginia eyaletinin Alexandria kentinde geçer. Lise futbolu, yöre halkı için çok önemlidir. Eyalet yetkililerinin kararıyla siyahlarla beyazların liseleri birleştirilince, yeni okulun amerikan futbolu takımının yeniden kurulması şart hâline gelir. Yöre halkının bu olaya tepkisi sert olur zira, siyahlar ve beyazlardan karma yapılarak kurulan "T.C. Williams High Titans" takımının başına siyahi koç Herman Boone (Denzel Washington) getirilmiş ve kariyerinde başarılı olan takımın eski koçu Bill Yoast ise (Will Patton) onun yardımcılığına verilmiştir.

Titanların başına Boone'un getirilmesi riskli bir durum olsa da, Boone ve Yoast, birbirlerinde futbolun dışında ortak noktalar bularak birlikte çalışmayı öğrenirler. İkisi de çok farklı altyapılardan geliyor olsalar da, birbirlerine öfke duyan siyah ve beyaz öğrencilerden oluşan takıma ırk ayrımcılığı yapmadan bir takım olmalarını sağlayıp onları sürekli kazanan bir ekip hâline getirirler. Bu ekip sadece bir takım olmakla kalmayıp okul içerisinde ve çevrelerinde ırk ayrımcılığına karşı durmayı teşvik ederler.

Onların birlikte takım olarak mücadele etmelerini yöre halkının tutuculuğu ve hoşgörüsüzlüğü bile engelleyemeyen "Titanlar", şampiyonluğu kazanırlar. Filmin sonunda, bugün tarihe bakıldığında şampiyon kadronun isminin hatırlanmayışının sebebi Virginia halkının sadece takımı başarısıyla hatırlayıp onlara "Unutulmaz Titanlar" demesi olarak açıklanmaktadır.

4.Onaltıncı Raund ( The Hurricane )


Onaltıncı Raund


Onaltıncı Raund, 1999 yapımı biyografik film. Yönetmen Norman Jewison, başrol oyuncusu ise Denzel Washington'dır. Armyan Bernstein ve Dan Gordon'ın kitabı Lazarus and the Hurricane, Sam Chaiton ve Terry Swinton ise Rubin Carter'ın kitabı The 16th Round'dan esinlenerek meydana getirilmiş bir yapımdır.

5.Geceyarısı Ekspresi ( Midnight Express )


Geceyarısı Ekspresi


Amerikalı genç bir turist olan Billy Hayes, sevgilisi Susan ile birlikte Türkiye'de tatildedir. Hayes tatil dönüşü arkadaşlarına satıp para kazanmak amacıyla ülkesine dönerken yanında iki kilogram haşhaş götürmeye teşebbüs eder. Vücuduna canlı bomba gibi yerleştirdiği küçük paketler halindeki uyuşturucu uçağa binmek üzereyken yapılan ani bir güvenlik aramasıyla polisler tarafından bulunur ve İstanbul Sağmalcılar Cezaevi'nde tutuklu geçireceği süreç başlar.

2 yorum:

  1. Hayat güzeldir'i izledim ve gerçekten harika bir filmdi.Diğer filmleri de izleyeceğim mutlaka teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek ben teşekkür ederim bu yorumunuz için...

      Sil